Bugun...



BERLİN VE MARKS...(2)
Tarih: 15-05-2019 11:55:57 Güncelleme: 18-05-2019 12:07:57 + -


Almanya’da ki gezimize devam ediyoruz. Otobüsle önce Nazilerin yargılandığı Nürnberg’e sonrasında ise Berlin’e geçiyoruz. Otelimize yerleşiyoruz. Otel şehir meydanına çok yakın. Otel,SSCB zamanından kalma apartmanın arka tarafında yer alıyor. Ancak girişi bulmakta zorlanıyorum, Viyana’da olduğu gibi burada da otele girişim, otel sahibiyle görüşmeden talimatları izleyerek, anahtarı kutusundan çıkarmakla oldu. Berlim bizim için Marks demek ve Türk şehri

facebook-paylas
Tarih: 15-05-2019 11:55

BERLİN VE MARKS...(2)

 Neyse ki, SSCB zamanından kalma, bir zamanlar “batı”yı hatta tüm dünyayı dinleme de kullanılan Berlin Medya Tover, 200 metre uzunluğuyla Aleksander Platz adlı meydan ve alışveriş merkezi’ne ulaşmamızı kolaylaştırıyor. 

 

Dev kulenin eteklerinde kay kay yapan gençler, şarkı söyleyip dans eden genç kızlar, Paskalya tatiline giren Almanlardan kente kalanlarının temel eğlencesi burada dönüyor. Kuleyi gezemiyoruz. Para ,para ,opara şarksında ki gibi. Geldiğimizden beri Almanya’ya hava çok sıcak ve güzel, Berlin’de de beni  sıcak hava karşılıyor. İki gün buradayım, bu şansım. 

 

“Nereye giderim?” diye düşünüyorum, mutlaka Almanya başkanı olan  Merkel’in yerini değiştirerek kaldırmak  isteyip de tepkiler üzerine kaldıramadığı “Karl Marks ve Engels’in heykeline gitmeliyim “ diyorum yola koyuluyorum.  Speer nehri Berlin’i ikiye bölünüyor. Dom Kilisesi Almanya’nın belki de en büyük kilise silsilesi. Münih’de olduğu gibi burada da yer alıyor. Nehrin kenarında ve müze haline gelmiş bir bölümü. Müzeyi ücretli  olduğundan gezmiyorum. Almanya’da her şey pahallı.

 

Bir sigara çakmağı üç Euro, bir tanınmamış paket sigara 7.5 Euro. Yani Türk parasıyla çakmak 18, sigara 45 lira yaklaşık. Müze gezmesi 12.5 Euro. Yaklaşık 80 TL .  Bir Türk aile de orada, Almanya’da yaşıyormuş, tatil olduğundan Berlin’e gelmişler, müzenin giriş bedelinin yüksekliğinden söz ediyorum. Burada Münih’de ki arkadaşlarımın yaşam standartlarının yüksekliğinden hareketle Türkiye’den gelen Türklere pahallı geliyor dedim. “Hayır” dedi “ Bize de pahallı. Burada aldığımız paranın neredeyse yarısını kiraya veririz. Sebze ve meyve pahallıdır. Et ucuz bir de bira ve şarap” dedi ailenin erkeği. Fotoğraf çekilmediler ve isim vermediler. Bunu Münih’te de yaşadım, çekiniyorlar. Türkiye’den mi, Almanya’dan mı kaynaklı? Tabi,bunu anlayamadım. “Yarı,yarıya” diye düşündüm.

 

MARKS VE ENGELS HEYKELİ

 

Kilisenin karşısında parkın içinde Marx ve Engels heykeli var. Kiliseye girmek için kuyruk olanları görüp de sonra tek tük önünde fotoğraf çektirilen, mahsun,hüzünlü duran Marx ve Engels’in heykeline yürüyorum. Fotoğraf çektiriyorum ve yumruğumu havaya kaldırarak. İlgi görüyor, beni işaret ediyorlar. Başkaları da özellikle Asyalı turistler gelip fotoğraf çektirmeye başlıyor. Sonra etrafında küçük bir kalabalık oluşuyor.

 

Dom Kisiesi’nin yanından aniden klaksonlar çalarak çıkan otomobil konvoyu dikkatimi çekiyor. Otomobillerin arkalarına Türk Bayrakları takılmış. Ana caddeye fırlıyorlar. “İnanamıyorum burada da mı?” diyorum . Ama içimde gizli bir sevinç, “ Burada da biz varız” demeden de edemiyorum. Tam bunları düşünürken, dikkat ediyorum , Almanlar bu konvoyu alkışlıyorlar. Neden mi?

 

Bunu öğrenemediysem de,” İki nedeni olabilir?” diye düşünmeden de edemiyorum. Birincisi bir düğün alayı olduğunu anlayan Almanlar kutlamış olabilirler. Bu da Türk Kültürü’nün Almanlarca da kabullenildiğini gösteriyor. Bu beni Atina Pire ‘de kliseye girmekte olan gelin ve damadın yanındakilerin havaya siahla ateş etmesini aklıma getiriyor. İkncisi bu kısa gezimde buraya kadar ve öncesinde yaptığım gezide aklımda kaldığı kadar Alman toplumunun robotlaştığını görmüş olmam. Türklerin bu kurallı topluma hareket getirdiği, "Nazilerle zirve yapan otoriter sistemde yaşamın sadece çalışmak olmadığını, biraz da kaos içinde eğlenebilmek olduğunu anımsatmaları olabilir mi?" diye düşünmeden edemiyorum.

 

Buraya kliseleri görmeye gelmediğim için Almanya’nın anıtsal bulvarı Karl Marx- Allee Bulvarı’na gitmeye çalışıyorum. Mihmandarım dil bilen oğlum.  Bulvar, her iki tarafında yükselen dorik binaların arasında . Bu bulvarın da adı Alman hükümetince değiştirilmek istenmiş. Ancak tepkiler üzerine, Karl Marx olan orijinal adı tekrar konulmuş. Ayrıca kentin ana meydanı Alexsander Platz’a bağlanan Karl Marx Bulvarı dışında Karl Marx Caddesi’de tarihinden önemli hatıra. Ancak bu bulvar üzerinde ki Stalin anıtının da iki Almanya birleştikten sonra kaldırılmış olması insanı isyan ettiriyor.

 

Yorgun bir şekilde   Alexsander Platz denilen ana meydana dönünce, etrafımızda dönerci arıyorum, bu kez karşıma börekçi çıkıyor. Sahibi Antakyalıymış. Yani hemşerim sayılır “hanım köylü”. Harita alıyor Turizm Danışmadan. Kruzberg’e gitmek istediğimi öğrenince, hiç gitme “Türkiye neyse, o...” diyor. Üzerinde kalemiyle işaretleyerek, Kruzberg’e hangi otobüsle gideceğimiz belirtiyor. Kruzberg , canlı ve hareketli bölge ve çoğu yaşayanların Türk. Bol sayıda cafe-bar, restaurant, eğlence yeri var. Türk yemeklerine hasretseniz, bol sayıda dönerci  görmek ve Türkçe duymak istiyorsanız ve burada bulunan müzelere gitmek derdinizse fena sayılmaz.

 

NAZİST YAKLAŞIM

 

İki günlük Berlin gezimiz sonrasında Köln’e gitmeye karar veriyorum. Trenle gideceğim.  Biletlerim önceden.  Kimse Köln'e trenle hangi perondan gideceğimizi söyleyemiyor. En sonunda Cumhurbaşkanı gibi , karşıdan gelen biri bayan üç polisi işaret ediyorum ve onara “One minute” diyorum. Polislerden erkek olanar bayana dönüyorlar,muhtemelen "İngilizce" bilmiyorlar. O arada mihmandarım kadın polise soruyor, peronun yerini. Polis ona önce ‘Hello’ de diyor, azarlar tonla. Mihmandarım çok kızıyori tarifi aldıktan sonra, artlarından “faşist” diyor, sonra kızgın şekilde ekliyor, “ Ben ona, ‘Hello’ diyecekmişim. Oysa biz trene geç kalıyoruz, telaş içindeyiz. Onlar Türkiye’ye geliyorlar, nerede Alman görürsem azarlayacağım” diyor.

 

Yıllar önceye gidiyorum, daha çocuğum, on yaşında. Konya’da Alman Turistler, peçeli kadınların fotoğrafını çekerken, hakim eşi olan ve çok şık giyinen sosyalist düşünceli annem turistlerin fotoğraflarını çekmesine engel oluyor ve azarlıyor. Bu bana ders olduğu gibi, Alman polislerin davranışı da hukuk öğrencisi olan  mihmandar oğluma, ders oluyor.

 

Yine bulamıyorum Peron’u ,çok kalabalık ve numaralar dizini bizimkiler gibi olamasa gerek ki,bize karışık geliyor. Artık bir gördüğün dönerci büfesine dalıyorum. “Türkçe bilen yok mu?” diye bağırıyorum, yemek yemekte olan alnı terlemiş,şişman biri “Burada herkes Türk” diyor ve ona soruyorum. Elimizde ki biletlere bakıp, kısaca bize tarif ediyor, en sonunda olan peronu üşenmeden gösteriyor. Neyse ki trenin gelmesine beş dakika kala peronda oluyoruz.




Kaynak: mkhaber

Editör: Ali Tarık Hatipoğlu



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZI DİZİSİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • PİŞMİŞ KELLE
    PİŞMİŞ KELLE
  • MUSTAFA KEMAL AKP'LİLERİ KORKUTTU
    MUSTAFA KEMAL AKP'LİLERİ KORKUTTU
  • ETHEM SARISÜLÜK VURULDUĞU YERDE ANILDI
    ETHEM SARISÜLÜK VURULDUĞU YERDE ANILDI
  • DÜŞMAN KARDEŞLER
    DÜŞMAN KARDEŞLER
  • ATDAN DÜŞTÜ,CUMHURBAŞKANI OLDU
    ATDAN DÜŞTÜ,CUMHURBAŞKANI OLDU
  1. PİŞMİŞ KELLE
  2. MUSTAFA KEMAL AKP'LİLERİ KORKUTTU
  3. ETHEM SARISÜLÜK VURULDUĞU YERDE ANILDI
  4. DÜŞMAN KARDEŞLER
  5. ATDAN DÜŞTÜ,CUMHURBAŞKANI OLDU
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • ATATÜRK
    resim yok
  • Türkiye-Almanya Turgay Şeren anısına
    resim yok
  • ORDU'DA SOKAĞIN DİLİ
    resim yok
  • Harmandalı
    resim yok
  • oku.net
    resim yok
  1. ATATÜRK
  2. Türkiye-Almanya Turgay Şeren anısına
  3. ORDU'DA SOKAĞIN DİLİ
  4. Harmandalı
  5. oku.net
VİDEO GALERİ
YUKARI